Fethiye Yatcılık ile Mavi Tur

Klicken Sie hier für Deutsch

En iyisi Mavi Yolculuk, Tatilinizi riske atmayın!

Click for English


  Mavi Tur Özel |  Mavi Tur Kabinli |  Mavi Tur Dalmalı |  Mavi Tur Yelkenli

Anasayfa |  Türkiye Hakkında |  Görülecek Yerler |  Yatta Neler Var |  Programlar |  Türk Mutfağı
Yatta Yemek |  Resimlerimiz |  Akdenizde Hava |  Seyir Defteri |  Yat İmalatımız |  Fethiye ve Mavi Tur hakkında Forum 


Bazı sayfaların Türkçe çalışması devam etmektedir, anlayışla karşılamanızı bekliyoruz.

Fethiye çevresinde görülecek yerler
FETHIYE      

Büyük resim için tıklayınız
Likya antik zamanlarında Telmessos, Bizans zamanında Anastasiopolis, daha sonraki zamanlarda Megri olarak bilinen şimdiki Fethiye bu adı 20 ci yüzyıl başlarında bir pilot ve savaş kahramanı olan Fethi beyin ucağının düşmesi ve şehit olmasından sonra almıştır. Turistler tarafından keyifle ziyaret edilen Fethi beyin anıtı, Fethiye iskelesi yakınında bulunan eski tiyatronun önündeki Fethi bey parkı içindedir. Fethi bey parkı önüne demir atmış, ağlarını temizleyen balıkçıları sabah 9-10 arasında seyredecek olursanız ağlardan artan balıkları yemeğe gelen Caretta Carettaları görürsünüz. Gezilecek yerlerinin çokluğu ile Fethiye, turisler tarafından tercih edilen, şehir olmaya namzet, güzel bir sahil kasabasıdır.

 

Şayet Fethiye'ye denizden geliyorsanız iskeleye yaklaştığınızda karşınıza çıkan tepelerde Fethiye kalesini ve hemen sol tarafındaki kayalarda da Likya dönemine ait Amyntas Kaya mezarlarını Görürsünüz. Ayrıca iskeleden çıkıp yürüdüğünüzde de tarihi tiyatroyu görebilirsiniz. Daha fazla tarih bilgisi için Fethiye müzesini gezmenizde yarar vardır. İskeleye çok yakın tarihi türk hamamı ile birlikte Fethiye de çeşitli yerlerde Türk hamamı vardır. Bunların başlıcaları; Otogardaki Kaya hamamı, Ata motel ile letonya tatil köyündeki Türk hamamları başlıcalarıdır. Bu hamamlara giderek tüm yorgunluğunuzu atabilirsiniz.

 

 

Şehir merkezindeki sebze ve balık marketini gezip, satın alacağınız balıkları market içindeki lokantalarda pişirip yemeden, salı günleri kurulan ve herşeyi bulabileceğiniz pazar yerini de gezmeden ve saç böreği yemeden Fethiye'den ayrılmayın. Aletli Dalış (scuba) öğrenip PADİ veya CMAS dalış sertifikası alabileceğiniz ve gizemli mağaraları ile harika reeflerinde Expert Dalış yapabileceğiniz Türkiyenin üçüncü en iyi dalış yeri Fethiye'dir. En yakın denize girilecek koy ve kumsalların başında Çalış gelir. Şehirden biraz daha uzaklaşmak isterseniz Samanlık ve Kuleli koyları da günün her saati dolmuşlarla gidip tüm gün denize girebileceğiniz yerlerdir. Bunun haricinde Günlük tur tekneleri ile 12 adalar turuna katılabilirsiniz. Arbanız var ise Günlüklü (kargı) veya Katrancı kamping alanlarını ziyaret edebilir ve denize girebilirsiniz. Fethiye şehir merkezinden her yere dolmuş vardır ve bu konuda sıkıntı çekmezsiniz.

 

12 ADALAR

Diğer bir adı ile Göcek adaları diye bilinen 12 Adalar Fethiye Göcek arasında bulunan adalar ve koylardan oluşur. Guletler ile mavi tur adı altında haftalık veya günlük tuır tekneleri ile günlük olarak gezebileceğiniz koylarda Şnorkel yapabilir, alabildiğine Yüzebilir, bazı tepelerine Tırmanabilir, vadilerinde Yürüyüş yapabilir veya bütün bunlardan uzak bastonun altındaki hamakta Keyfinize bakabilirsiniz. Küçük bir mağaraya çıkan kayalara oyulmuş merdivenleri ile tanınan Merdivenli Diğer bir tanımla Afrodit koyu diye bilinen ve Keleopatra'nın Roma'yı ziyareti sırasında kaldığı ve banyo yaptığı rivayet edilen Kleopatra Hamamı diye tanınan denizin içindeki yapılar. Şair ve ressam olan Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun yetmişli yıllarda mavi tur yaptığı sırada ziyaret ettiği ve bir kaya üzerine yaptığı Balık Gözü resmi ile tanınan Bedri Rahmi koyu. Domuzların su içmek için yüzerek ziyaret ettikleri Domuz Adasi. Tarihi eski tersane kalıntılarının bulunduğu Tersane Adası . Restorantları, hediyelik eşya dükkanları, sakin pansiyonları, alışveriş marketleri ve süper motoryatları ilgi çeken, şirin bir marina kasabası olan Göcek ile tam karşısındaki Göcek Adası.

 

ÖLÜDENİZ

Dünyanın en meşhur sahili ve kumsalı olan Ölüdenizin resmini heryerde görebilirsiniz. Uzunluğu ve Lagünu ile tanınan Ölüdeniz kumsalı ve Lagünu aynı zamanda bir milli parktır. Günübirlik ziyaret edilen Ölüdeniz'in sahilinde kiralık şemsiye ve güneş yatağı bulunur. Fethiye'den Ölüdeniz'e herzaman dolmuş kalkar. Ölüdeniz kumsalından haraket eden günlük tur tekneleri Kelebekler vadisi, Karacaören, Gemiler adası, Soguksu ve beştaşlar koylarını ziyaret ederler ve size unutulmaz bir gün yaşatırlar. Sahilin hemen arkasında alışveriş yapabileceğiniz bakkallar ve dükkanlar bulunur. Yıldızlı otellerin ve tatil köylerinin çok olduğu Ölüdeniz'de içkinizi içebileceğiniz barlar ile yemeğinizi yiyebileceğiniz çok güzel restorantlar bulunur.

 

BABADAĞ'dan ÖLÜDENIZ'e ATLAMAK

Ölüdeniz'e hemen yanındaki Babadağ'dan Paragliding ile bir pilot eşliğinde atlamak veya kendi kendinize paragliding sporunu yapmak isterseniz Ölüdeniz'den daha iyi bir yer ve yükseklik bulamazsınız. Milli bir park olan Babadağ yüksekliği 1975 metredir. Atladıktan sonra yere ayak basmanız 30-45 dakika sürebilir. Atlanacak yere sizi 4 çekerli bir jeep ile çıkaracaklardır ve giriş ücretlidir. Babadağ'a tırmanmadan önce kameranızı yanınıza almayı unutmayın. Her yıl Ekim ayında bir festival niteliğinde Havacılık ve Paragliding yarışmaları düzenlendiğini de ajandanıza not edin. Pragliding firmalarından bazıları; Focus, Sky sports, Pink Team'dir. Fethiye'den reserve yaptırırsanız sizi transfer yapacaklardır unutmayın. Bunun haricinde Ölüdeniz kumsalında Su kayağı, Hamburger, Muz, Parasail gibi hertürlü su sporlarını yapma imkanı da vardır.

 

GEMILER ADASI (ST. NICHOLAS ADASI)

Ölüdeniz'den 20 dakikalık deniz yolu ile ulaşabileceğiniz Gemiler adası diğer adı ile St. Nicholas Adasının üzerinde birkaç Tarihi birarada görmek mümkündür. Şehir adanın tepesine doğru uzanmaktadır. Deniz kıyısında evler ve bu evlerin kendilerine ait banyoları görülmektedir. En Tepede üzerinde ateş yakılarak gemilere yol gösteren oyuk bir kaya ve bu kayadan doğuya doğru gittiğinizde Kapalıçarşıyı andıran çarşısını görebilirsiniz. Tepeden Günbatımı çok güzeldir, yanınızda birkaç bardak içebileceğiniz bir şişe şarap götürmeyi sakın unutmayın! Marketin hemen altında Büyük kilise tüm ihtişamı ile önünüze çıkar. Yandaki resimde görünen daha küçük kiliseyi ise tepeye tırmanırkan zaten göreceksiniz. Hernekadar Patara da doğduğu ve Demre'de yaşayıp öldüğü bilinen, adına kilisesi ve önünde heykeli olan Noel Baba Santa Claus, (St .Nicholas) bazı arkeologlar tarafından bu adada doğduğu sanılmaktadır.

 

 

 

KAYA KÖY (KAYA HAYALET ŞEHİR)

1923 yılında Kurtuluş savaşı sonrası mübadeledesi neticesinde Kaya Köyünde (Kaya hayalet şehir) yaşayan hiristiyan ortodoks Rumlar Yunanistan'a geri dönmüş, Batı Trakya ve Mekodonya'da yaşıyan Müslüman Türkler de Türkiye'nin birçok yerine olduğu gibi Kaya köyüne gelmişlerdir. Savaş sonrası psikoloji olsa gerek Türkler Rumların terkettikleri evlerde yaşamayı tercih etmemişler ve ovaya kendi evlerini yaparak bu evlere yerleşmişlerdir. Kaya Köy, üç tane kilisesi ve 1500 tane binası ile hayalet bir şehir görüntüsünü andırmaktadır. Burayı gezmenin en iyi zamanı sıcak olmıyan akşam üstü vaktidir. Nisan ve Mayıs aylarında kendinizi dağ laleleri arasında bulursunuz. Hemen aşağıda ovada kafeler ve barbükü yapabileceğiniz restorantlar bulunur. Bunların bazılarında yüzme havuzu bile vardır. Yürüyüş yapmayı sevenler için Fethiye'den Kaya Köyüne veya Kaya Köyünden Ölüdenize yürümek çok güzel bir parkurdur.

 

KELEBEKLER VADİSİ (BUTTERFLY VALLEY)

KELEBEK (BUTTERFLY VALLEY)

Bu vadiye adını veren ve vadi sonundaki şelalede bol miktarda bulunan Jersey Tiger Moths cinsi kelebeklerdir. Nisan ve Mayıs ayında üreyen bu kelebekler ufak ama güzel görünümlüdür. Teknenizin yanaştığı Sahilden biraz zorlu bir Yürüyüş ile vadi sonundaki Şelaleye kadar gidebilirsiniz. Bu yürüyüş Tırmanış ile birlikte tahminen 1.5 saatinizi alacaktır. Vadiye giriş ve yürüyüş yapmak ücretlidir. Yürüyüş yapmak istemiyen sahilde denizin keyfini çıkarabilir. Karadan ulaşımın mümkün olmadığı Kelebekler vadisine Ölüdenizden herzaman dolmuş motoru vardır.

 

SAKLIKENT VADİSİ

SAKLIKENT GORGE

İçeriye doğru 18 km. girdiği tahmin edilen Vadi Batı Toros sıradağlarının bitim noktasındaki Akdağlar dadır. Sağlam bir tahta iskele üzerinden yürüyerek akan nehirde ıslanmadan vadi içine girersiniz. Vadi içine yürümek isterseniz nehiri geçmek için ayakkabınızı çıkartmanız gerekir. Vadi içinde kiralık lastik ayakkabı bulabilirsiniz. Ayrıca oturup bir şeyler içebileceğiniz, gözleme ve alabalık yiyebileceğiniz restorant ta vardır. Yürüyüş esnasında hernekadar ıslansanız da, Akdağlar içinden çıkan su çok soğuk olduğu için suyun içinde fazla durmayın. Vadinin dışında da gününüzü geçirebileceğiniz çok güzel kamp yerleri ve restorantlar vardır. Fethiye Saklıkent arası tahminen bir saat sürer ve herzaman dolmuş vardır.

 

KALKAN

KALKAN

Küçük balıkçı marinası ve dar sokakları ile sakin bir tatil kasabası olan Kalkan'ın eski adı Kalamaki'dir. Zamanımızda büyüyen yatların girmekte zorluk çektiği marinası ile Kalkan'ı ziyaret ettiğiniz zaman dar sokaklarında dolaşmayı ve restorantlarında yemek yemeyi ihmal etmeyin. Şayet tarih ile yakından ilgili iseniz Xantos, Letoon ve Patara' ya tur düzenleyip gezebileceğiniz en yakın yer Kalkan'dır, tavsiye ederiz. Hotel ve pansiyonlarında konaklayıp harika denizine girmeyi de ihmal etmeyin.

 

 

KAŞ

1923 yılına kadar Andifli olarak bilenen Kaş da Kalkan gibi küçük bir balıkçı kasabasıdır. Zamanımızda Turizme hizmet eden ve sakin bir yer olarak tercih edilen bir kasabadır. Şehir içindeki pansiyon ve hotellerde kalırsanız hemen önündeki kayalıklardan denize girebilir, çevre koyları da küçük tekneler ile ziyaret edebilirisiniz. Tarihte Antiphellos olarak bilinen Kaş içinde Hastane yoluna doğru yürüdüğünüz takdirde tarihi tiyatroyu ziyaret edebilirsiniz. Çarşı içinde yürüdüğünüz takdirde yol ortasındaki çok iyi korunmuş Doric Mezar ile karşılaşırsınız. Kaş scuba dalış yapabileceğiniz en iyi yerlerden biridir. Buradaki dalış okullarından PADI vge CMAS kursu alabilir expert dalış yapabilirsiniz. Bölgede ikinci dünya savaşından kalma uçak batığı ile birlikte çok güzel yerler vardır. Kaş'tan bir Yunan adası olan Meis'i de (Kastellorizo) ziyaret edebilir, Günlük turlar ile Kekova'ya gidebilirsiniz. Minibüs ile Fethiye Kaş arası tahminen 3 saattir.

 

OLYMPOS

OLYMPOS

Olimpos (Tahtalı dağı 2366m) dağının eteğine kurulmuş bir Likya şehridir. Üzerine teleferik hattı kurulmak istenen bu dağ üzerinden ateş çıkması ile meşhurdur. Tarihte sırasıyla Venedikli, Cenevizli ve Rodoslu istilasına uğrayan şehir 15 ci yüzyıldan sonra terkedilmiştir. Ağaçlar ve yeşillikler arasında kaybolmaya yüz tutmuş tarihi kalıntılar yerinde şimdi turistlerin konakladığı bungalovs, pansiyon ve ağaç evler (treehouses) vardır. Ağaç evlerden uzun bir yürüyüşten sonra denize ulaşır ve Olympos'un meşhur Sahilinde denize girebilirsiniz. Yeşilin ve mavinin tarih ile iç içe girdiği bu tatil beldesinde konaklayıp bütün bunları bir arada yaşayabilirsiniz. Sahile vardığınızda sizi büyüleyen bir mezar ile karşılaştığınızda sakın şaşırmayın. Olimpos dağından çıkmakta olan ateşi görmek isterseniz, oraya akşam gitmenizi ve yanınıza fenerinizle birlikte bir kaç sosis almadan yürüyüşe çıkmamamızı tavsiye ederiz.

 

KÖYCEĞİZ

KOYCEGIZ

Aynı ad ile anılan Gölün kuzey yakasında kurulmuş şirin bir kasabadır. Pansiyonları ve restorantları ile sakin bir tatil beldesidir. Gölün içinde teknelerle günlük tur yapabilir, 7km kuzeyde dolmuşlarla gidebileceğiz ve piknik yapıp gününüzü geçirebileceğiniz bir şelalesi vardır. Köyceğiz naranciyesi ve bilhassa mandalinası ile meşhurdur. Gölün güney yakasında Kalsiyum, Sülfür, Demir, Nitrat, Potasyum minarel ve tuzları yönünden zengin Sultan sıcak su kaplıcaları vardır.

 

DALYAN

ancient ruins of Kaunos

Köyceğiz gölünün hemen güneyinde, gölü denize bağlıyan nehir ve delta üzerinde kurulmuş olan şirin bir tatil beldesidir. Dalyan adını nehir üzerine kurulan Kefal balığı dalyanından almıştır. Tarihteki adı Caunos olan tarihi şehire ait kayalara oyulmuş kral mezarlarını nehir üzerinde yapacağınız bir tekne gezisi ile görebilirsiniz. Tarihi şehir içindeki Romalılardan kalma Hamam da görülmeye değer yerlerdendir. Tarihte Caunos halkının birdenbire yokolması, meydana gelen sıtma salgını ile açıklanmaktadır. Çok uzun Iztuzu kumsalı ile mayıs ve eylül ayları arasında Caretta Caretta deniz kaplumbağlarına evsahipliği yapmaktadır. Kumsalda denize girerken caretta carettaların yumurta sahası dışına çıkmanız gerekmektedir.

 

ÇAMUR BANYOSU

mud baths

Dalyan'da yapacağınız tekne gezisi sırasında gençleşmek istiyorsanız çamur banyosuna uğramayı ihmal etmeyin. Köyceğiz'den bir taksi ile Beyobası'na giderseniz orada kendinize alabalık söylemeyi ihmal etmeyin. Dalyan'dan çevreye yapacağınız geziler arasında günübirlik tekne turları da vardır. Bu turlar ile Ekincik ve Dişibilmez koylarını ziyaret edebilir hatta scuba dalış bile yapabilirsiniz.

 

TLOS

TLOS

This is one of the most Ancient Lycian cities situated high on a rocky hill which gives awesome views of the Xanthos valley.  The site itself consists of confusing ruins.  Of the rock tombs, the Tomb of Bellerophon is the best of the graves (northern base of the hill).  It is so named from the carving on the left wall of the porch of Bellerophon riding the winged horse Pegasus.  Other ruins include the Agora (market place) and market hall, the baths and across the road, a stunning second century BC theatre with 34 rows of seats still remaining.  Trout is the most popular dish at the nearby restaurants, or carry on a further 2 km to the Yaka Park restaurant, an old watermill where you can play with and tickle the fish before eating them!  There are no direct dolmuses to Tlos from Fethiye.  If you don’t want to take an organised tour, don’t want to hire scooters or a car, you could take the dolmus towards Saklikent, ask the driver where to get off, and trek the last 4km up hill.

PINARA   

Pinara means ‘something round’ in ancient Lycian language, probably because of the shape of the original, upper acropolis. It was one of the larger Lycian cities but is now not particularly one of Turkey’s most impressive ancient ruins. However the isolated setting makes it a worthwhile trip.  The tombs are the most interesting feature of the ruins with the Royal tomb, unique for its detailed carvings, containing a single persona tomb, probably of Royal blood.  There is a house tomb with a roof, in the form of a gothic arch at which point is a pair of stone ox horns, thought to ward off evil spirits, an agora (market place), a temple,       an odeon, a church with tower and a theatre. Infrequent dolmuses will drop you  at  the start of the Pinara road from where it is a 6 km walk to the site, or bargain with the driver to take you all the way.

PATARA

PATARA beach

This area is the birthplace of Saint Nicolas, later known as Santa Claus (see entry for Myra), was the principal Lycian port which now lies in ruins on the stunning white sand beach. The entrance to the city is 2km from the village of Gelemis through an almost intact Roman gateway.  The many individual ruins include baths, a basilica, a second century temple, an acropolis, a granary, more Lycian tombs and a theatre, half covered by the wind-driven sand.  The beach, also a turtle nesting ground at night is nearly 22km long, so take advantage of the beach dolmus!  It’s a popular destination for all beach sports. The nearby village has many pensions and several restaurants.  Dolmuses run frequently from Fethiye (1or 2  hours) in the summer and larger buses en route to Antalya stop here. They usually stop on the main road, 4km from Gelemis.

LETOON

LETOON Hellonistic theatre

The Letoon is the shrine of the goddess Leto, who according to legend was loved by Zeus.  Unimpressed, Zeus’ wife Hera commanded that Leto spend an eternity wandering around from country to country.  She spent much of this time in Lycia becoming the Lycian national deity.  The federation of Lycian cities then built this impressive religious sanctuary to worship her, it was the official religious sanctuary of the Lycian federation where national festivals were celebrated.  The sanctuary became a centre of Christian worship and a church was consecrated here.  It was not until the Arab raids in the seventh century that the site was eventually abandoned.  The remains were discovered in 1840 and excavated in 1962.  The site contains ruins of 3 temples side by side - Apollo (left), Artemis (middle) and Leto (right). Apollos temple has a good mosaic floor showing a lyre and a bow and arrow.  The nymphaeum is permanently flooded and inhabited by frogs which is appropriate, as worship to Leto was somehow associated with water.  There is also a large Hellonistic theatre which is well preserved and a number of interesting inscriptions.  One of the inscriptions states the conditions of entry to the sanctuary, including a strict dress code which stated that the clothing must be simple, with rich jewelry and elaborate hairstyles forbidden.

XANTHOS

XANTHOS

The hilltop city is perhaps the most fascinating Lycian ruin with breathtaking views of the Xanthos River.  Unfortunately when it was discovered, many of the monuments were shipped to the British Museum in London in 1842 when the traveller Charles Fellows visited it.  Many of the inscriptions and decorations at the site are copies of the originals.  The city dates back to possibly 540 BC and during Lycian times, it was the capital and grandest city, although during its period it has suffered a chequered history of wars and destruction including two major holocausts when the cities inhabitants destroyed themselves and their city in defence.

The most important construction is the 4th century Nereid Monument, a beautiful decorated Ionic temple on a high podium which is sadly now in London and marked with a plaque at Xanthos, however there is still enough left to make it a well-worth visit.

Still standing are the Arch of Vespasian and adjoining Hellanistic gateway bearing an inscription recording that Antiochas the Great dedicated the city to Leto, Apollo and Artemis, the national deities of Lycia.  The Xanthian Obelisk is the remains of another pillar tomb labeled as the ‘Inscribed Pillar’ and covered on all sides by the longest known Lycian inscription which runs to 250 lines and includes 12 lines of Greek verse.

The spectacular Roman theatre, built on the site of an earlier Greek structure is almost complete and lies next to the Lycian acropolis - the remains of a square building believed to have been an early palace. There are residential sections from the Hellanistic, Roman and Byzantine eras.  There is also a Byzantine basilica, Roman acropolis, freestanding sarcophagi and a Byzantine monastery containing an open courtyard with wash basins along one side and more Lycian tombs across the road from the main site.  Dolmuses will take you as far as Kinik (en route to Patara) and from here it is less than 2 km to the Letoon turn off from where it is a 20 minute uphill walk.

KEKOVA (SUNKEN CITY)

The area known as Kekova contains the central village Ücagız on the mainland. It is a small fishing/farming village that remains relatively unspoilt.  It still retains some old Turkish charm with old white houses and cows and chickens wandering freely around the streets.  The surrounding area also features many ruins at Teimiussa, Simena, Kale, Aperlae and Kyaneai on the mainland. Kekova Island is also known as Batik Sehir Sunken City.  It is the site of an ancient unidentified city destroyed when an earthquake which disturbed the land, causing some of the ancient houses to sink under the clear water, creating a sunken city.  There are remains of stairs, pavements, house walls and a long quay.  As snorkeling and diving are forbidden over the ruins, the only way to see them, is to take a trip from either Kas or Kekova.  You have a choice of a glass bottom boat or using just a mask over the side of a smaller boat.  Kekova has the only beach in the area, and the old charm of the village makes it a memorable place to stay.  There are several restaurants and pensions clustered around the port and there are excellent trekking possibilities around the island.  On top of the island is a castle (ancient Simena) - a good place to climb for the excellent views of the bay.

DEMRE
The town is not of great importance, but from here it is a 2km walk to the remains of the ancient city of Myra.  Myra was one of the most prominent members of the Lycian federation and retained its importance throughout the middle ages, because of its association with the bishop Saint Nicholas (Santa Claus).  St Paul also stopped here on his voyage to Rome.  The city’s name by tradition is said to be derived from the Greek word for myrrh, the gum resin used in production of incense.  It dates back to 42 BC and became the capital of Lycia in 5th century.  Despite the city’s long history as a religious, commercial and administrative town, Arab raids in 7th century and silting of the harbour led to its decline.  Much of the city remains still buried.  Visible is the well preserved Roman theatre (rebuilt in 141 AD), striking honeycomb of Lycian tombs, which you can view closer by climbing the ladders.  The tombs are said to resemble Lycian houses with wooden beams.  The river necropolis tombs including the painted tomb featuring a reclining bearded man and his family.You can take a boat trip from Demre around the sunken city of Kekova.

Andriake is 2 km beyond Demre and 5 km from Myra. The main reason to come here is for the beach and the beauty of the skyline. The ancient Adriake was the site of Hadrian’s granary used to store locally grown grain and was vital to the whole roman world since its contents were sent to Rome to be distributed around the Empire.

Myra’s most famous citizen was Saint Nicholas , born at Patara in 300 AD. As well as being Saint Nicholas - Santa Claus, he is the patron saint of sailors, virgins, children, merchants, scholars, pawnbrokers and Holy Russia and was the Bishop of Myra.  He is identified in the Christian world as a kind old present giver, arising from a story of his kindness to the 3 daughters of a poor man who were left without a dowry.  He is said to have thrown 3 purses of gold into the house one night enabling them to find husbands instead of selling themselves into prostitution.  He was buried in the church at Demre which is now dedicated to him but is believed that in 1087, his bones were carried off to Italy by a group of devout raiders from Bari.  They missed a few bones which can now be seen in the museum in Antalya.  The church become a popular place of pilgrimage when visitors to his tomb made claims of miraculous events and a monastery was built nearby in the 11th century so even after the removal of the bones, pilgrimages still visited.  The modern day church bears little resemblance to the 3rd century original having been rebuilt gradually over the centuries, but it is still worth a visit with the original mosaic floor panels and a rare typical Byzantine synthronon (bishops throne).  The original tomb is said to be buried under the church, but the sarcophagus on display is worth looking at.



Bülent Kaptan
GSM: (009) 0 542 3110817 / FAX: (009) 0 252 6239971 / ADDRESS:  Körfez apt. Yat limanı FETHIYE 48300 TURKEY
fethiyeyachting@yahoo.com  / Lütfen e-mailinize subject olarak   "Mavi Tur"
  yazınız.
FETHIYE Limanında görüşmek üzere.


  Mavi Tur Özel |  Mavi Tur Kabinli |  Mavi Tur Dalmalı |  Mavi Tur Yelkenli

English Homepage |  Anasayfa |  Türkiye Hakkında |  Görülecek Yerler |  Yatta Neler Var |  Programlar |  Türk Mutfağı
Yatta Yemek |  Resimlerimiz |  Akdenizde Hava |  Seyir Defteri |  Yat İmalatımız |  Fethiye ve Mavi Tur hakkında Forum